Etiğin evrimi doğanın isyanı ile buluştu

Dünya üzerinde Mars yüzeyine benzer iki bölgeden biri olan Salda Gölü’nde 300 bin metrekarelik bir alanda millet bahçesi için TOKİ ihale yaptı. 
Dünyanın en değerli temiz su kaynaklarını barındıran Munzur Dağları’nın tamamı madencilik sahası ilan edildi. 
Oksijen deposu Kaz Dağları, Kanadalı bir şirkete peşkeş çekildi; o da altın aramak için 195 bin ağacı kesip attı. 
İktidar, doğaya karşı sistematik bir katliam yürütüyor.
Böyle bir dönemde “İnsana, Hayvana, Yeryüzüne Özgürlük!” sloganını kullanan veganizm mücadelesi çok anlamlı.
Geçen hafta sonunda Kadıköy’de dünyanın 38 kentinde yapılan Resmi Hayvan Hakları Yürüyüşü’nün İstanbul ayağı gerçekleştirildi. Yurdun farklı yerlerinden gelen yaşam hakkı savunucularıyla güzel bir eylem yaptık. 
Orada okuduğum basın açıklamasının bir bölümünü burada yayımlamak istiyorum. Bu yazıyı okuyanların kapitalizm, sömürü, doğa ve hayvan katliamı üzerine düşünmesini diliyorum.

***

İnsan algısını yüzyıllardır yöneten türcülük adlı virüs, toplumu kâr-zarar dengesi ve bireysel faydacılık temelinde koşullandıran kapitalizm ile işbirliği halindedir. Günümüzde bu işbirliğinin yıkıcı sonuçlarına hep birlikte tanık oluyoruz. 
Altıncı yok oluşun ve iklim krizinin yaşandığı bu çağda, var olan insanmerkezci sistem hiçbir şekilde sürdürülebilir değildir. İnsan-hayvan ilişkisinin ivedilikle yeniden düzenlenmesi şarttır. 
Bugüne kadar insanlara öldürmenin yanlış olduğu söylendi, ama bunun sadece insanlar ve bazı hayvanlar için geçerli olduğu öğretildi. 
Biz veganlar olarak, yaşam hakkının, her bilinç sahibi duyarlı canlıya ait olduğunu haykırıyoruz! İnsan ya da hayvan, herkes için en temel hak budur. Çünkü yaşatılmayan hayvanın başka hiçbir hakkı korunamaz. 
Koşulların iyileştirilerek ya da hayvansal tüketimin azaltılarak sömürünün devamına neden olan hayvan refahçılığına ve indirgemeci önerilere karşıyız. 
Bu yaklaşımımızdan geri adım atmadığımızda, “Vegan Devrimi” gelişip büyüdükçe, karşımıza birçok engel çıkarılacağının farkındayız. 
İnsanlar, hayvancılık endüstrisindeki gerçekleri öğrendikçe dünyanın en güçlü şirketlerini yöneten kodamanların öfkeleneceğini, doğayı ve hayvanları sömüren politikacıların bu mücadeleyi engelleme girişiminde bulunacağını biliyoruz. 
Hatta sadece rant sağlayanların değil, çoğunluğun da değişime direneceğini biliyoruz. 
Ancak biz nasıl ki ağacı, ormanı, yeşili korumak için susmuyorsak,sistematik hayvan sömürüsü karşısında da susmuyoruz. Nasıl kiinsanlara yapılan zulüm karşısında susmuyorsak, hayvanlara yapılanzulüm karşısında da susmuyoruz. Bu yürüyüşte topluma vermek istediğimiz önemli mesajlardan biri budur. 
“Vegan Devrimi”, hayvan katliamının sona ermesi, insan sağlığının ve çevrenin korunması için kaçınılmazdır. 
Bu devrim, gelecek kuşaklara yaşanabilecek bir dünya bırakmak için zorunludur. 
Bu devrim, bazıları hoşlanmasa da, insanın etik evrimi ve doğanın isyanı tarafından ateşlenmiştir. 
Kıvılcımları yeryüzünün her yerindedir. 
Ve bu nedenle de durdurulabilir değildir. 
Gelecek şüphesiz vegandır! 
Aklın yolu ve vicdanın sesi, doğanın öfkeli homurtuları ile buluşmuş; 
* mezbahalardan, 
* kafeslerden, 
* deney laboratuvarlarından, 
* sirklerden, 
* akvaryum parklarından, 
* atlı faytonlardan, 
* fabrikalardan, 
* petshop’lardan, 
* tarım fuarlarından yükselen hayvan çığlıkları sokaklarda yankılanır olmuştur. 
Mezbahalara kalın duvarlar örülebilir, kafeslere kalın demirler çakılabilir, deney laboratuvarlarına kırılmaz buzlu camlar koyulabilir ama etik veganlar, hayvan özgürlükçüleri susturulamaz. 
Adalet ve özgürlük talebini sadece insanlar için değil, insan olmayanhayvanlar ve yeryüzü için de dile getiren veganizm ve hayvan özgürlüğü mücadelesi, günümüzün en devrimci toplumsal adalet ve özgürlük mücadelesidir.

Zülal Kalkandelen / Cumhuriyet

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Daha Fazla İçerik
Kül Sabunu mu daha zararsızdır yoksa kostikle hesaplı kitaplı üretilmiş olan mı?