Kimlik mi bu arkadaş, ırmağı PVC ile kaplıyorsun?

D. Şener Yıldırım

Her gün karşılaştığımız akla zarar projeleri öyle kanıksadık ki artık eskisi gibi hayretler içerisinde kalmıyoruz.

Neler normalleşmedi ki bu ülkede?

Baş döndürücü hızla değişen gündeme alıştık.. gözümüzün içine baka baka yalan söylenmesine alıştık.. sorgusuz sualsiz işten çıkarılmalara, keyfi kararlarla tutuklanmalara, bir gecede değişen yasalara, kısıtlanan haklara ve daha nicesine alıştık. Nasıl alışmayalım ki? Bunların her biri ile abartısız neredeyse her gün karşılaşıyor, alışıyoruz.

Alışıyor, normalleştiriyoruz.

Ama ne kadar alışırsak alışalım; bazen karşılaştığımız olaylar karşısında koca bir “haydaaa” demeyip şaşkınlığımızı ifade etmeden duramıyoruz. Böylesi zamanlarda şaşkınlıktan küçük dilimizi yutmamak için çaba harcıyoruz.

Şu sıralar gazetelere haber olan iki farklı Karadeniz belediyesinin projeleri, tam da böylesi insana küçük dilini yutturacak türden “şaşkın” projeler olarak karşımıza çıktı.

Haberlerden biri şu: Tokat Belediyesi, “çılgın projeler” kapsamında üzerinde gondol yüzdürmek için Yeşilırmak’ın zeminine beton döktürüp üzerini de PVC ile kaplattırdı.

Bu ne ya?

Tokatlıların hiçbir sorunu kalmadı, ırmak yatağını mı PVC kaplıyorlar?

Eskiden kimliklerimizi PVC ile kaplardık, yırtılmasın eskimesin diye. Kimlik mi bu arkadaş? 100 binlerce yıl akıp duran, şeklini alan ırmağı PVC ile kaplamak ne?

Doğanın sağlığı ile oynamalarına ve eko sisteme zarar vermelerini bir yana bırakıyorum; zaten “eşek” gibi çalıştırıp kıt kanaat geçinmemize yetecek kadar verdiğiniz paradan kestiğiniz vergileri, böylesi salak bir projede nasıl harcarsınız?

Doğanın, belki de milyonlarca yılda özenle biçimlendirerek en güzel şeklini verdiği ırmağı beğenmeyip; betonlayıp, sonra da üzerine PVC kaplatmanın – ki biz buna sokaklarda sıçıp üzerine tüy dikmek diyoruz – akla yatkın tek açıklaması var. O da kanala dönüştürülen ırmağın etrafında yeni rant alanları yaratmak. Tabi senin benim için değil, yandaşlar ve sermaye için.

Tam bunun benzerini Trabzon Uzungöl’de yaşadık daha önce. Dere yatakları düzeltildi! Gölün etrafı duvarla çevrildi. Ve göl,yapay gölete dönüştürüldü.

Şimdi bu yetmedi Trabzon’a yeni “Uzungöl”ler kazandıracaklar!

Veysel Eroğlu’nun “Trabzon’da özellikle muhteşem bir ikinci, üçüncü Uzungöl için hazırlık yaptık. Bununla ilgili hatta bir master plan, tabiat turizm master plan ve uygulama eylem planı da hazırlandı” şeklindeki açıklaması duruyor önümüzde.

Bu açıklamaya bakarak her şeyin sermaye için olduğunu hatırlıyor ve “çivisi çıktı bu ülkenin” diyoruz.

Başka?..

Başka bir şey yapmaya kimsenin mecali kalmadı ki.. Sesini çıkaran cezaevine giriyor.

Güçleri yetse tüm sınırı duvarla çevirip ülkeyi cezaevine çevirecekler, bu gidişle.