No Pasaran *

Bugün karanlık olabilir, bugün acılarımızla sinebilir, korkabiliriz. Sessizce faşizminizi görmezden gelerek yaşamaya çalışabiliriz. Ama tarih her zaman o korku duvarının yıkıldığı günlerin geleceğini göstermiştir.

D. Şener Yıldırım

Tarihte yaşananlar, insanlığın yaptığı hatalardan ders çıkarması için çok sayıda deneyimlerle doludur. Buna rağmen, yaşanan deneyimlerden bir sonuç çıkarılamadığı için hatalar tekrarlanır durur. Oysa acıların yaşanmaması için tarihten ders çıkarıp yolumuza bakmamız gerekir.

Bugün Türkiye’de yaşananlar ve dayatılanlar bir dönemin İspanya’sı ile kısmi benzerlikler gösteriyor. İspanya deneyimi ders alınması gereken çok önemli bir deneyimken kimsenin bu yönde bir eğilimi yok. Aslında, İspanya İç Savaşı gerçeğini kaç kişinin bildiği konusunda ciddi kaygılarım var. Türkiye’yi hızla bir iç savaşa sürükleyen aktörlere karşı, İspanya İç Savaşı’nda yaşanan acıların benzeri yaşanmaması için geniş bir blok oluşturulmalı.

Benzerlikler

1936’da gerçekleşen seçimlerde “iş, ekmek, adalet” sloganı ile seçime katılan sol ittifak, milliyetçi ve muhafazakârlara karşı büyük bir başarı kazanır. Seçim sonuçları milliyetçi ve muhafazakârların işine gelmez ve gelişen süreç, İspanya’yı iç savaşa sürükler. Her yerde kanlar akmaya başlar.

2015 Haziran seçimlerine toplumun farklı kesimlerinden muhalifleri bir araya getirerek “Biz’ler Meclise” sloganı ile seçime katılan HDP, tahminlerin üzerinde bir başarı kazanarak parlamentoya girer. Ancak bu iktidar temsilcilerinin hoşuna gitmez, seçimlerin tekrarı istenir. Bu arada ülke kan gölüne dönmeye başlar.

İspanya’da seçimleri kazanan sol ittifak, hayatı kolaylaştıracak bir takım düzenlemeleri hızla hayata geçirmeye başlar. Toprak reformu gerçekleşir. Özgürlüklerin önündeki engeller kaldırılır. İspanya’da umutlar yeşermiştir, ülkenin her yanında bahar havası eser. Ama bahar havası uzun sürmez. Silahlı sivil faşist birlikler (Falanjistler) ordunun da desteğini alarak örgütlü / örgütsüz herkese saldırmaya başlar ve ülkeyi kan gölüne çevirir.

Türkiye’de ise, İspanya örneğinden biraz farklı olmakla birlikte seçimlerin öncesine kadar ülke genelinde barış için olan umut yükselmiş, geleceğe umutla bakılıyordu. Bugün ülkenin her köşesi mezarlık gibi ve ülke hızla bir iç savaşa doğru sürükleniyor.

İspanya İç Savaşı’nda faşistlerin sloganı ”Yaşasın Ölüm”dü

12 Ekim 1936’da, Salamanca Üniversitesi’nde gerçekleştirilen saldırıdan sonra muhafazakâr milliyetçiler saldırıları ”Yaşasın Ölüm” diyerek kutluyorlardı. Halk, bir tarafta aşırı muhafazakâr ve milliyetçiler, diğer tarafta ise sol ittifak olarak ikiye ayrılmıştı. Örgütlü anarşistler ve sosyalistlerle birlikte onlara destek olan köylü ve işçiler katlediliyor, her yerde saldırılar düzenleyen faşistler muhafazakârlığı yaydıklarını düşünüyorlardı.

3 yıl süren İspanya İç Savaşı’nda milliyetçi ve muhafazakârlardan oluşan faşistlere general Franco önderlik yaparken, sol ittifak ise ağırlıklı olarak bir anarşist sendika olan CNT etrafında bir araya gelen işçi ve köylüler, Komünist Parti, bağımsız Sosyalistler ve Troçkistlerden oluşan POUM milislerinden oluşuyordu.

Tarihte adları kanla anılan Adolf Hitler ve Benito Mussolini, Franco’nun emrine birer uçak filosu göndererek 13.500 kişiyi Fas’tan İspanya’ya taşıdılar. 200.000’den fazla Alman, İtalyan ve Arap askeri bölgeye sevk edildi. Bunun karşısında Cumhuriyetçiler muhtelif ülkelerden gelen gönüllülerin desteğini aldılar. Bu savaşta Alman Kondor Lejyonu hava taktiklerini ve teorilerini deneme fırsatı buldu. Bunlar içinde en önemlisi ise 27 Nisan 1937 yılında Guernica’nın yoğun hava bombardımanı ile yok edilmesiydi.

Mart 1939’da sona eren iç savaşın bilançosu çok ağır oldu. Yarım milyon ölü – yaralı, bir milyondan fazla sürgün ve yıkılmış bir ülke kaldı geride.

1939 yılında Faşist diktatörlüğün kurulmasının ardından çıkarılan siyasi sorumluluklar yasası ile CNT yasadışı ilan edildi. Taşınmazlar, materyaller, araçlar, banka hesapları, kolektifleştirilmiş iş yerleri ve dokümanlardan oluşan sendikanın tüm varlıklarına el konuldu. O sıralarda CNT bir milyon üyeye sahipti. Yani her 20 İspanyoldan biri CNT üyesiydi.

Sonuçlar ve çıkarılması gereken dersler

  • Tüm yasal alanların kapanmasıyla CNT, İspanya’da faşist Franco rejimi boyunca çalışmalarını yeraltına kaydırdı, ayrıca sürgünde cenetistalar etkinlikler yürüttü ve 1948 yılına kadar Francisco Franco rejimine karşı gerilla savaşı biçimde mücadelesine devam etti.
  • Fransisco Franco, bugün faşist diktatörler arasında yer alan ismini tarihe kanla yazdırdı ve bugün tüm dünyada lanetle anılıyor.
  • Franco’nun ”ucube” olarak nitelediği ve Picasso’nun ”İspanya halkı cumhuriyete yeniden kavuşmadan eserimin İspanya’ya götürülmesini istemiyorum.” dediği Guernica tablosu bugün dünyanın en kabul gören sanat eserlerinden biri arasında.
  • ”Yaşasın Ölüm” diyerek kutlanılan bu günler bitecek, faşizme karşı sesini yükseltenler Durutti gibi ölümsüzleşecek.
  • Öldürülen ve istatistiğe indirgenen insanların acıları birer sayı olmakla kalmayacak ve bugün ölenlere hakaret edenler, ölümü övenler, saldırılar karşısında keyifle sırıtanlar, uluslararası mahkemelerde yargılanacak.
  • Bugün karanlık olabilir, bugün acılarımızla sinebilir, korkabiliriz. Sessizce faşizmi görmezden gelerek yaşamaya çalışabiliriz. Ama tarih her zaman o korku duvarının yıkıldığı günlerin geleceğini göstermiştir.
  • Bir araya gelerek “NO PASARAN” demek zorundayız. Çünkü faşizm kanla beslenir ve faşizme geçit verirsen mutlaka sıra sana gelir.

*No Pasaran: İspanya’da faşizme karşı mücadele edenlerin sloganı. Anlamı: “Geçit yok”